Çocuklarda Ayrılık Kaygısı: Ebeveynler Ne Yapmalı?
Sabah kreşin kapısında çocuğunuz bacaklarınıza sarılıp ağlıyor, siz ise işe geç kalmamak ile onu bırakamamak arasında kalıyorsunuz. Bu tablo pek çok ebeveynin tanıdığı bir andır. İyi haber şu ki ayrılık kaygısı çoğu zaman gelişimin doğal bir parçasıdır. Bu yazıda ayrılık kaygısının ne olduğunu, ne zaman normal sayıldığını ve evde neler yapabileceğinizi ele alıyorum.
Ayrılık kaygısı nedir?
Ayrılık kaygısı, çocuğun bağlandığı kişiden (çoğunlukla anne veya baba) ayrılırken ya da ayrılacağını düşünürken yaşadığı yoğun huzursuzluk ve korkudur. Çocuk ağlayabilir, sizi bırakmak istemeyebilir, karnı ağrıyabilir ya da “Sen gidersen bir şey olur” gibi endişeler dile getirebilir.
Ne zaman normaldir?
Ayrılık kaygısı genellikle bebeklikte, yaklaşık 8-10. aylarda ortaya çıkar. Çocuk artık sizi tanır, yokluğunuzu fark eder ama henüz “geri geleceğim” bilgisini tam kavrayamaz. Yoğunluk çoğunlukla 1-2 yaş civarında artar ve okul öncesi dönemde giderek azalır. Kreşe, anaokuluna ya da ilkokula başlama, taşınma veya kardeş doğumu gibi değişimlerde kaygının geçici olarak yeniden görülmesi de olağandır.
Ebeveynler ne yapabilir?
-
Veda ritüeli oluşturun. Kısa, sıcak ve her seferinde aynı olan bir veda (örneğin bir sarılma, bir öpücük ve “Öğleden sonra seni almaya geleceğim”) çocuğa öngörülebilirlik sağlar.
-
Sessizce kaçmayın. Çocuk oyalanırken gizlice çıkmak kolay görünse de güveni zedeler. Çocuk bu kez ne zaman gideceğinizi bilemediği için daha tetikte olabilir. Kısa da olsa veda edin.
-
Duyguyu kabul edin, ama uzatmayın. “Ayrılmak zor geliyor annecim, biliyorum. Ben de seni özlüyorum. Akşam yemeğinde beraber olacağız.” gibi cümleler duyguyu onaylar. Veda uzadıkça çocuğun kaygısı çoğu zaman artar, bu yüzden nazik ama net olun.
-
Söz verdiğiniz saatte gelin. “Uyandığında geleceğim” ya da “Öğle yemeğinden sonra alacağım” gibi çocuğun anlayacağı zaman dilimleri kullanın ve sözünüze sadık kalın. Böylece çocuk, sizin sözlerinizin güvenilir olduğunu bilir. Ve dediğiniz saate kadar sizi güvenle bekler. (Çalıştığım bir kurumda 3.5 yaşındaki çocuk sürekli bana saati soruyordu. Çünkü annesi ona saat 13.00’da geleceğini söylerdi. Ve tam saat 13.00’da orada olurdu. Çocuk her gün sakince saati beklerdi.)
-
Küçük ayrılıklarla pratik yapın. Önce tanıdık biriyle kısa süreli ayrılıklar yaşayın, sonra süreyi kademeli uzatın. Yeni bir ortama başlanacaksa (kreş, anaokulu) uyum sürecini aceleye getirmeyin.
-
Geçiş nesnesi kullanın. Sevdiği bir oyuncak, küçük bir eşya ya da sizin kokunuzu taşıyan bir şey, çocuğa ayrıldığınız anlarda güven verebilir.
-
Kendi kaygınızı fark edin. Çocuklar ebeveynlerinin duygusunu çok hızlı okur. Siz ayrılık anında gergin ya da suçlu hissediyorsanız çocuk bunu sezer. Sakin ve kararlı bir tutum, çocuğa “Bu durum güvenli” mesajı verir.
-
Oyunla destekleyin. Saklambaç, “ördek nerede?” gibi kaybolup geri gelme oyunları ya da oyuncaklarla “anne işe gidiyor, akşam geliyor” senaryoları çocuğun bu kavramı güvenle denemesine yardımcı olur.
Ne zaman uzmandan destek alınmalı?
Şu durumlarda bir psikolog veya çocuk gelişimi uzmanıyla görüşmek faydalı olabilir:
- Kaygı yaşına göre belirgin şekilde yoğunsa ve haftalardır azalmıyorsa
- Çocuk okula gitmeyi sürekli reddediyor ya da bedensel şikâyetler (karın ağrısı, baş ağrısı gibi) sıkça görülüyorsa
- Uyku sorunları, kâbuslar ya da yalnız kalamama gündelik hayatı ciddi biçimde etkiliyorsa
- Çocuk sürekli sizin ya da sevdiklerinizin başına kötü bir şey geleceğinden endişe ediyorsa
- Aile olarak günlük rutinler bu yüzden aksıyorsa
Erken dönemde alınan destek, hem çocuğun hem ebeveynin süreci daha rahat geçirmesine yardımcı olur.
Sonuç
Ayrılık kaygısı çoğu zaman çocuğun size ne kadar güvendiğinin ve bağlandığının bir göstergesidir. Sabırlı, tutarlı ve sakin bir yaklaşımla bu dönemin üstesinden birlikte gelinebilir. Endişelerinizi bir uzmanla paylaşmak isterseniz çevrimiçi görüşme için randevu oluşturabilirsiniz.